Zaman çerisinde gelişen dünyada, kentler hızlı kentleşme sebebiyle yoğun bir şekilde göç alan ve kalabalık nüfusun biriktiği yaşam alanları halini almıştır. Kentlerdeki nüfusun bu şekilde hızla artmış olması ve istihdamların tarım sektöründen sanayi ve hizmet sektörlerine yönelmiş olmasıyla kentlerin aniden büyümesi çarpık kentleşme durumunun meydana gelmesine neden olmuştur. Gelişmiş ülkelerin kentlerinde nüfus artış oranı yavaşlamış olmasına rağmen gelişmekte olan ülkelerde kırsal bölgeden kentlere göçlerin yoğun olması sebebiyle kentlerdeki nüfus sürekli olarak artmaktadır. Konuyla ilgili literatür incelemesi yapıldığında kent kavramının birçok farklı bilim insanı tarafından tanımlanmış olduğu tespit edilmiştir. Kent kavramı, özellikle sanayileşme sonrasında bilim insanları tarafından incelenen ve kavramsallaştırılan bir olgu haline gelmiştir. Kent kavramı; yaşanılan, yaşayan ve ruhu olan bir yerleşim birimi olarak tanımlanmakla beraber sosyokültürel ve ekonomik faktörlerin fiziki çevreye olan yansıması olarak da ele alınmıştır. Kentler zamanla doğan, büyüyen, gelişen ve yıpranan bir canlı organizmaya benzetilmiştir. Yıpranan kentlerin işlevini yitirerek yetersiz kalmaya, eskimeye, düzensiz bir biçimde gelişmeye ve zaman ilerledikçe köhneleşmeye maruz kaldığı görülmektedir. Bu perspektiften bakıldığında, kentler; sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerinin yanı sıra, nüfus açısından da kırsal bölgelerden farklıdır. Ayrıca genellikle tarımsal olmayan üretimin yapıldığı, üretim, dağıtım ve denetim işlevlerinin toplandığı, toplumsal çeşitliliğin ve uzmanlaşmanın gözlemlendiği ve sürekli olarak gelişen dinamik yerleşim yerleri olarak da tanımlanmaktadır. Sonuç olarak, insanın toplumsal bir varlık olması sebebiyle karşılaştığı sorunları tek başına çözmesi mümkün değildir. Bu nedenle, bireylerin mevcut ihtiyaç ve sorunları çözme arzusu, kentlerde sosyal, ekonomik ve diğer alanlarda ortak yaşama gereğini ortaya çıkarmaktadır. Bu perspektiften bakıldığında, kentler; sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerinin yanı sıra, nüfus açısından da kırsal bölgelerden farklıdır. Ayrıca genellikle tarımsal olmayan üretimin yapıldığı, üretim, dağıtım ve denetim işlevlerinin toplandığı, toplumsal çeşitliliğin ve uzmanlaşmanın gözlemlendiği ve sürekli olarak gelişen dinamik yerleşim yerleri olarak da tanımlanmaktadır.
Yazar(lar): Fahriye Leziz TANER,Abdurrahman ONGUR,Vedat Yıldırım TAĞAR,Cansu KOZAN,Merzuh TANER
Kurum(lar): Çukurova Üniversitesi
Görüntülenme Sayısı: 4
PDF İndirme Sayısı: 0